| |
Bu bölümde Tacüt-Tevahir
ve bilhassa Halis Turgut Cinlioğlu’nun Osmanlılar zamanında Tokat adlı
dört ciltlik kitabı ile Samanlı Arşivinde tasnifi tamamlanmış fonlar
üzerinde yapılan araştırmalar taranarak , Erbaa ve çevresinde Osmanlılar
zamanında meydana gelmiş olaylar ele alınmıştır. Amaç, bu günün insanını
zaman tüneline sokarak ine götürmek, geçmişe yaşanmış olaylar üzerinde
biraz düşündürmektir. Tespit edilebilen olaylar ve tarihi gerçekler
şunlardır;

Bidevi Çardağı Hapishanesi:
(Birdevi, eskiden
Erbaa’ya şimdi
Taşova’ya bağlı Esençay kasabasıdır)
Çelebi Mehmet ,
emirlerine karşı gelen Ankara’ya hakim Fizurbeyoğlu Yakup Bey’i özrü
karşısında öldürme cezasından vazgeçince, serbest bırakıldığı taktirde
baş kaldırma ihtimalinden çekinerek Baltaoğluna Yapuk Bey’i tutuklu
olarak Tokat’a götürmesini ve Bidevi Çardağı’na hapseylemesini
emretmiştir.H.814/M.1412 (77)Musa Çelebi’nin beylerbeyi olan Mihaloğlu
Mehmet Bey de yine Bidevi Çardak’ta hapsettirilmiştir.
İkinci Murat Han Menteşe Beyliğine son verince, sarayda izzet ve ikram
içerisinde yetişen Menteşe Bey’i İlyas Bey’in Üveys ve Ahmet
adlarındaki çocukları, atalarından kalan toprakları ele geçirmek
havesine düşerek kaçmaya kalkıştılar.Durum haber alınınca bu iki oğul ,
Birdevi Çardak’ta hapse atıldılar.İki yıl kadar bu zindanda kaldılar.Bir
kış günü hücrelerini döşemek için bir kaç çuval ot getirttiler. Ot
getiren hamalı kandırıp, kendilerini çuval içerisinde dışarı
çıkarttırdılar.Ahmet bey buradan kurtulduktan sonra Diyarbakır’a ordam
Mısır’a oradan da Acem diyarına geçerek izini kaybettirdi. Üveys ise
kırlarda şaşkın dolaşırken yakalanarak kale dizdarı ile birlikte
cezalandırıldılar.H.829/M.1428(79). Sırbistan’da Semendire kalesinin
zaptından sonra kale muhafızı Vilikoloğlu’nun iki oğlu esir edilerek
Bedevi’ye hapse gönderildi.
Fatih Sultan
Mehmet Han Sonusa’da:
Fatih Sultan Mehmet han
Trabzon’u alıp, yön ve yönetimi düzenledikten sonra atının dizginlerini
taht kenti olan İstanbul ‘a doğru çevirdi.Sonusa’ya geldiği zaman Kızıl
Ahmed’e sancağını verdi.
Fatih Sultan Mehmet Han,Trabzon yolculuğuna ise Niksar’dan geçerek gitti.
Kutlu padişah Sinop’un zaptını tamamladıktan sonra Trabzona gitmek
istedi. Yolların güçlüğü dolayısı ile üç yüz baltacı, üç yüz kazmacı, üç
yüz kürekçi, üç yüz küfeci, üç yüz taşçı kaldırımcı nefer tertip
ettirdi.Bunlar ormanları kestiler, taşları kırdılar, yol açtılar.Bu
suretle açılan yollardan Yeşil Irmak ve Koylu suyu geçilerek Niksar’a
varıldı.Fatih, Ramazan ayını Niksar’da geçirdi.Bayram namazını Niksar
Ulu Cami’de kıldı.
Sonusalı
Akbilek Yahşi Halife (1524):
Büyük bir alimdir.
Osmanlı
Şeyhülislamlarından Müftiyüs-Sekaleyn İbni Kemal’in hocasıdır. Sanusa'lı
olan Akbilek hoca, Arabistan'da büyük alimlerden ders almış, yurduna
döndükten sonra 40 yıl medrese hocalığı yapmıştır.(82).
Bölgede Eşkiya: Nur Ali Halife adlı bir sapık , 20 bin kadar
taraftarla Niksar’dan başlayıp yağma ve talan ederek Amasya’ya
yöneldi.Bunun üzerine Sultan Selim’in ağabeyi sultan Ahmet, veziri olan
Yularkısdı Sinan paşa’yı kalabalık bir kuvvetle bölgeye gönderdi.Sapık
kendini zor kurtararak Tokat’a kaçtı.
Yavuz
Selim Niksar’da (H.920/M.1514):
Şah İsmail’in Doğu
Anadolu’da taraftarları vasıtasıyla çıkardığı gaileler, Tokat’a vuku
bulan hücumu ve bazı yersiz teşebbüsleri, Yavuz Selim’in sefer açmasına
sebep oldu. Sivas’a geldiği vakit ordu ihtiyacı için zahire toplanmasına
çalıştı. Şii taraftarlığı yapan ve ötede beride haydutluk eden bir çok
serserileri temizletti. Sivas havalisinde ihtiyati tedbirler aldı. Ondan
sonra İran’a yürüdü. Şah İsmail ile Çaldıran’da yaptığı harpte galip
gelen yavuz Kelkit vadisini takip ederek döndü.Ramazan bayramı namazını
Niksar’da kıldı. Niksar’da iki gün istirahattan sonra Hayati ve Sonusa
yolu ile Amasya kentine ulaştı. 6 Şevval 920.
O zamanlar azık kıtlığından pahalılık gök kubbeyle bir eşik olmuş,
buğday ile arpa satıcılarının en değerli malları arasına girmişti. Kilsi
1400’e satanı iyi vurgundur diye İstanbul kelle eylerdi.
Kelkit Vadisinin Önemi:
Şark seferleri sırasında Tokat çok defa
askeri toplanma merkezi halini alıyordu.Bu İstanbul’dan gelen yolun
Tokatta ikiye ayrılmasından ileri gidiyordu. Tokat’tan itibaren
Diyarbakır-Bağdat Yoluna gidecekler Sivas üzerinden , Erzurum ve daha
şarka gidecekler Niksar üzerinden Kelkit vadisini takip ederek giderdir.
Boğazkesen Kalesi
(H.1198/M.1775):
Tokat’taki rezillikleri yüzünden
cezalandırılacakken kaçan Biskenili Emin,Erbaa taraflarında
haydutluklarına devam ettiğinden uslandırılmasına Erbaa ayanından Osman
ağa memur edilmiştir.
Yakalandığı zaman Boğazkesen kalesine hapis olunması emir olunmuştur.
Bu hale göre: bu gün kale köyünün bitişiğinde olan Boğazkesen kalesinin
o zamanlar kullanılacak kadar mamur olduğu anlaşılmaktadır.
|
|